Önemli Uyarı!

Her ne kadar fanatik bir firefox kullanıcısı olup, internet explorer'dan nefret etsem de, blog'u explorer'la okumanızı tavsiye ederim. Daha az göz yoruyor.

Tuesday, February 3, 2009

Canselmo'nun Dönüşü..!

Nasıl başlayacağıma karar veremediğim yazılardan birine başlıyorum pek sevgili blog okuyucuları. Adam gibi yazmayalı yıllar oldu adeta, ondan olsa gerek. Velhasıl, 3,5 kişilik okuyucu kitlesinin favori konularından biriyle güzel bir dönüş yaşatmayı düşünüyorum herkese, naçizane; BİR ÜNİVERSİTE ANISI!

Uzun zaman sonra (Bilmeyenler için bknz. Canselmo'nun Acınası Hayatı, Sezon 21, Episode 12: Canselmo dersaneye geri döner.) Marmara Üniversitesi isimli uyuz okuluma gittim. Maksat SSK karnemi onaylatmak ve kayıt olayının detaylarını öğrenmekti. Sonra çıkmayayım dersaneden ellerimde kelepçe, kapıda altı ıslak, görürsen bir gün bağırmaaa!

Off çok sıkıldım lan. Neyse, ne diyordum diye toparlıyorum hemen;

Şu ana kadar benim okul anılarıma rastlamış olanlar, okula işim düştüğünde o işin hemen hallolmayacağını bilirler. Bu sefer de farklı olmadı. Dekanlık sekreterinin götgenliği, uzun süredir okula uğramamış olmanın yol açtığı hatalar zinciri ve bürokrasi sağ olsun, hiçbir işimi göremeden geri döndüm.

İrem isimli, özünde iyiliğin dibine vurmuş bir arkadaşla gittik okula. Msn'de derdimi anlattığımda: "Tamam yaparız, ben de okula gidecektim zaten." şeklindeki ani ve tereddütsüz cevabıyla pek sevindirmişti zaten. Ama okulda her konuştuğumuz dangoza benim derdimi benden iyi anlatınca kıza olan vefa borcumu kolay kolay ödeyemeyeceğimi anladım. İlkokuldan tanıdığım Kaanla mutlu bir beraberlikleri olduğu için mi, yoksa Polyanna'nın reenkarnasyonu olduğundan mı bu kadar yardımcı oldu, onu anlamadım ama. Neyse ne, çok teşekkür ediyorum burdan kendisine.

Okula vardığımızda hafif bir midem bulandı önce. Çok normal karşıladım. Kapıdaki sikko güvenlik kontrolünden sonra İrem'in söylediği bir şey, ilk şoku yaşamama neden oldu: "Şuraya çok güzel bi' kafe yaptılar. Koltuklar falan süper, dışardaki oturma yerlerinde ısıtma var, makarna, pizza falan.. Gel ordan geçelim ilk de gör."
Bi' gittik, abooov! Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü'ne Bilgi Üniversitesi kantini ayarında mekan açmışlar. Gözlerimle görmeden inanmazdım, dalga geçiyorlar zannederdim. Kaçarcasına tiksindiğim (Ve akabinde zaten kaçtığım..) okulumda 5 TL'ye kıymalı makarna ve profiterol yedim. Üstelik makarna biraz acı olmasına rağmen çok lezzetliydi. Acı sos seven hastası olur gayet. İrem de şnitzel falan yedi. Benim kafa gitti orda tabi..
Daha bu ilk şoku atlatamadan bir diğer şoka atladım: Okula BİLİŞİM MERKEZİ açmışlar. Bildiğin BİLGİSAYAR LABAROTUVARI! Yahu benim gitmemi mi beklediniz toptoroşlar?! Kazayla gittiğim zamanlarda, okuldaki en büyük sorunum iki dersim arasında iki saatlik bir zaman farkı olmasıydı. O zaman hayata geçirseydiniz ya şu güzelim projeyi. Gözlerim doldu resmen!

Bütün bu değişikliklerin bünyemde açtığı yaralar kapanmadan, istemsizce öğrenci işlerine doğru yol aldık. Normalde o saatlerde açık olan öğrenci işleri kapalı olduğundan biraz sinirim bozuktu. Yemeği de o ara yemiştik zaten. Baktık öğrenci işleri kapalı, dekan sekreteri de oraya gidin önce diyor, başka bir şey demiyor.. E iyi de, öğrenci işleri kapı-duvar. Hatta cam-kapı zira fakirlerin duvarı bile yok. Küçücük bir pencereden sağlıyorsunuz iletişimi içerideki insan müsveddeleriyle. Zaten o pencereyi biraz daha büyük yapsalar, çekip alırlar adamları şerefsizim. Çünkü adama "Abi pardon, bakar mısınız?" falan diyorsun, herif, atıyorum p.tesi mi geldin, perşembe günü cevap veriyor sana. Öyle pis adamlar. Öff, tiksiniyorum hepsinden be!
Anladık ki cevap alamayacağız, (İtiraf edeyim ki; oranın penceresine ağzımdaki sakızı bile yapıştırmayı düşündüm ergen style..) başka yerlere müracaat etmeye karar verdik. Verdik de, pek bir şey fark etmedi çünkü illa öğrenci işlerine bi' uğramamız lazım. Zaten müracaat ettiğimiz diğer yerlerin, benim işimle alakaları yokmuş. Çaresizlik işte, n'aparsın..

Öğrenci işlerine tekrar gittiğimizde durumda bir değişiklik yoktu. Ben de artık pes edip, okuldan spora uzamaya karar verdim. İremle vedalaştık, Kadıköy'e gittim. Otobüsü beklerken kötü döner yiyip, bi' de çay çaktım. Sonra bindim otobüse. Yarı yolda İrem telefon etti:

İ: Can naber?
C: İyi İrem senden?
İ: İyi ya n'olsun.. *Gülerek..* Ya neden kapalıymış öğrenci işleri biliyor musun?
C: Neden?
İ: Kapalı değilmiş, yeri değişmiş. Bi' yan odaya taşınmışlar. *Kopar.*
C: Hahaha, hadi ya.. *İçinden: Sıçayım böyle talihe!*


Allah kimseyi öğrenci işlerinin eline düşürmesin diyeceğim de, çare yok arkadaş. Böyle de bir sikko yazıyla geri dönüş yaşadım işte. Beğenmedim ama olacak o kadar..

7 comments:

foolya said...

Yalnız Öğrenci İşleri departmanı sevecen olan bir okul var mı merak ediyorum. Hayır, iş görüşmesinde böyle mülakat yaparken uyuzluğunu falan mı dikkate alıyorlar anlamıyorum ki. 1. sınıftayken ilk kez öğrenci belgesi alıcaktım. Böyle her bölümün kendine ait çekmeceleri var, formu doldurup çekmeceye koyman lazım(mış). Kadın resmen azarlayarak anlatmıştı şunu yapıcan diye, 40 yıldır oda okuyorum sanki. Uyuz!

P.S. Vallahi Explorer'la okudum :D

mimi wonka said...

pisliklik gibi olacak ama ben hiç sorun yaşamıyorum olm öğrenci işlerinde falan, bende Marmaralıyım kampüs Nişantaşında,ne zaman işim olsa hallediyorum hemencecik, 3 adet öğrenci belgesi lazım azizim diyorum görevlimize "tamam yarın öğleden sonra gel al" diyor, o arada transkript alıyorum, danışman hocam nerde vs onu görmemi gerektiren bir iş var mı diye sorup soruşturuyorum sonra da sittirip gidiyorum tabir yerindeyse. Göztepe kampüsüne 1 kere gittim ingilizce yeterlilik sınavı olayı için başka da geçmedim yamacından, sanırım kampüse özgü bişi o, yoksa gel bizim kampüse mis gibin valla. normal olan öğrenci işleri de var yani ya da hayat sadece bana güzel:D

lady jade said...

kdasljdfalşsd seviyorum bu okul yazılarını, devamını isteriz. Kapıda falan da mı yazmıyodu öğrenci işleri diye, ama şaşırmamak gerek yazmamasına. Hastanede falan yaşlı amca-teyzelerin yaptığı gibi her odaya dalacaksın neresi burası diye :D

İlk yorumu görünce de birden kendi okulum geldi aklıma, öğrenci belgesi isteyenler 1 hafta önceden internetten istek yapacakmış da bilmem neymiş de.. ne anlamı kaldı ki 1 hafta önceden, lan öğrenci belgesi isteyen yer zaten 2-3 gün içinde tamamlayacaksın bu belgeleri öyle geleceksin diyo?! Kafayı yemiş bu millet ya!

La Santa Roja said...

Biz öğrenci belgesi almadan önce bankaya gider parasını yatırır dilekçeyi öyle teslim ederdik Öğrenci İşleri'ne. Ne kaddar ekmek o kaddar köfte işte. Ama bizim köfteler de bol ekmekliydi :p

Anonymous said...

hahahaha al iremi vur sana o da doğru düzgün gelmioki okula zaten bana sorsaydın ya can aşkolsun :D:D bilişim merkezide bayağıdır var iki gözüm sen ne zmandır gelmiosn okula bakem
cok güldüm ama yaa allah iyiliğini versin emi

Büşra

lady jade said...

eee daha yeni yazı yok mudur?

lady jade said...

Yeni yazı yazsana olm :(